20 Mayıs 2002
Nuh Köklü

Kartpostal

Çimenler üzerinde yan yana poz vermiş bir çiftin, binaları, bilinmesi gereken özellikleriyle bir yerin, en fiyakalı, en iç gıcıklayıcı duruşlarıyla artistlerin, aktrislerin resmedildiği kartpostallar. Bayramlarda ucuz kıyafetlerin, bayram şekerlerinin ve bilumum hediyelik eşyaların yer aldığı pazar yerlerinde sıra sıra dizilen ve resmettiği şeyle uzak bir hayattan haber veriyormuş gibi duran kartpostallar. Arkasına ‘mahsus selam ederim’ cümlesiyle başlayan bir yazının iliştirildiği, asıl olarak da ‘uzaktaki’ insanın nerede olduğunu haber veren, alıcısının bir havadisi almaktan çok ‘Şimdi Ankara’dayız’ cümlesi eşliğinde ‘hayal’ kurduğu kartpostallar.

Kartpostal hayali bir üründür. İster kısacık da olsa kendinizden havadis vermek için mektup niyetine kullanın, ister çeşitlerine, renklerine, resmettiklerine göre koleksiyon yapın, sonuç değişmez. Kartpostallar alıcısı için uzak bir mekânı, hiç ulaşılamayacak hayatları yakın kılan, çoktan kırılmış kalpleri tamir etmeye yarayan araçlardır. Bu nedenledir ki kartpostallara şiirler, maniler eşlik eder. Kartpostal, fotoğrafın üvey kardeşidir; bütün üvey kardeşler gibi kendini ispatlamak için cicili bicili giyinmeyi, farklı dillerden konuşmayı, akla hayale gelmeyecek hikâyelerle insanları cezbetmeye çalışır. Fotoğraf o ‘ânı’ dondururken, kartpostal o ‘ânı’ daha hareketli kılar. Fotoğraf özeldir, çekilen ‘an’, fotoğraftaki kadro, o insanların bakışlarının tetiklediği hayallerdir fotoğrafın sınırı.

Kartpostal kamusaldır; o resmi alanın meşrebine, inançlarına göre anlamı değişir. Tetiklediği hayal ise, yalnızca resimle sınırlı değildir. Şapkasını hafiften öne kaydırmış bir Yılmaz Güney, kırlarda koşan sarışın bir kadın, ağlayan bir çocuk… Onlar yalnızca resmedilmiş fotoğraflar değildir, bizim az çok nasıl yaşadığımızın, neleri özleyip, nelerden nefret ettiğimizin işaretleridir. Ezilmişlikten kendine has bir masumiyet çıkarılması, adalete olan inancın her dem taze tutulması ve de bize yabancı olanın biraz ‘şuh’ olarak görülmesidir bahsi geçen fotoğraflar. O resimlere baktığınızda ya da o resimleri gönderdiğinizde nasıl bir durumda olduğunuzu da eklemiş olursunuz…

Üzerlerinde artistlerin, yaldız serpiştirilmiş kardan adamların, Noel Babaların, kalp içinde resmedilmiş askerlerin, arkasında neresi olduğu yazılı olan şehirlerin bulunduğu kartpostallar artık hayatımızdan çıktı. Çoktan tedavülden kaldırılmış bir hayatın parçasıymış gibi duran kartpostallar, bizim nasıl yaşadığımızın göstergeleri olarak hafızalarda kalacak.

 

Nuh Köklü

www.acikradyo.com.tr

20 Mayıs 2002.

AR: Kartpostallar alıcısı için uzak bir mekânı, hiç ulaşılamayacak hayatları yakın kılan, çoktan kırılmış kalpleri tamir etmeye yarayan araçlardır.

Paylaş:

Önceki Yazı

Karl Polanyi

Ayşe Buğra
Karl Polanyi’nin 20. yüzyılın en önemli eserleri arasında sayılan The Great Transformation1 (Büyük Dönüşüm) adlı kitabı, 19. yüzyılın İkinci Dünya…
Devamını Oku

Sonraki Yazı

Kaspar Hauser

Aynur Demircan
Postdramatik tiyatro, tiyatro insanlarını ve eleştirmenlerini söz konusu sanat biçemine ait olarak bildikleri bütün güvenli kalıplarından eden ve bu yüzden…
Devamını Oku

İlgili İçerikler

Yansımalar

Açık Radyo
Türkiye ve dünya medyasında Açık Radyo’nun kendisi, programcıları, programları ve etkinlikleri hakkında 4.000’in üzerinde haber, yazı, röportaj vb. yayınlandı (ayda…
Devamını Oku

Lungile Tabalaza

Roger Lucey ve Paul Erasmus ile söyleşiden
  Roger Lucey1 Anlatıyor Ben 30 yıl önce Güney Afrika’nın ve dünyanın en karanlık döneminde, apartheid diye adlandırılan korkunç ırkçı…
Devamını Oku

Petrol

Adem Örmar
Latincede taş anlamına gelen ‘petra’ ile yağ anlamına gelen ‘oleum’ sözcüklerinden oluşmuştur. Türkçede kimi zaman ‘yeryağ’ denmesi de bu açıdan…
Devamını Oku

Radyo ve Telefon

Gözde İvgin, Oruç Aruoba
  “Radyo söz konusu olunca dinleyicinin yüzünü görememek tuhaf.” 1996 yılının sonlarıydı. Yeni taşındığım evimde kolilerle boğuşmaktaydım.Yerleştirilmeyi bekleyen ıvır zıvır…
Devamını Oku