26 Haziran 1905
Cem Madra

Gece Uçuşu

Bunun üzerine çok düşündüm. Daha önce de düşünmüştüm. Hatta bazan uykularımı falan da kaçırdığı oldu. İşte babamla ve İstanbul’a geldiğim zaman arkadaşlarımla bitmez tükenmez konuşmalar yaptığımız ve uçtuğumuz geceler gibi… Sırf konuşarak, içki içerek, konuşarak… Bir kısmı geyikti belki ama bizi uçuruyordu. Hâlâ da uçuruyor beni arkadaşlarımla öyle geceler. Babamın artık öyle geceler geçirecek vakti var mı bilmiyorum. Eh zaten yorucu da, pek de bir yere götürmüyor insanları, ama uçuruyor. Kendini birşey sanıyor insanlar belki, dünyayı daha seviyorlar filan. Böyle konuşmalardı. Hiç kuralsız. Ve o konuşmaların bizim dışımızda başkalarının da ilgisini çekebileceğini düşünmüştük. Başta radyo değildi ama aklımızdaki. Sadece başkalarını da katmaktı işin içine. Ve evdeydi. Evde açılan bira kutusu seslerinin de duyulacağı bir programdı söz konusu olan. Böyle mikrofonların falan etrafta çok fazla olmayacağı bir ev. Nasıl yapılabileceğini düşünüyorduk. Evi nasıl stüdyoya çevirebiliriz, bunu nasıl canlı olarak yayınlayabiliriz? Sonra baktık ki hiçbir yerde yayınlanamaz böyle bir şey. Bunun üzerine bir radyo açalım dedik. Oturup konuşuyorduk, her zamanki gibi dünya kuruyorduk işte. Bilmiyorum nereden gelmişti böyle bir enerji; ama olsun, madem bu programı yayınlayacak radyo yok, o zaman biz de “Gece Uçuşu” adını koyduğumuz bu programı yayınlayabilecek bir radyo kuralım demiştik. Ve onun üzerine konuşmaya başladık. Radyo kuruldu, program hiç olmadı…

Fabien, gecede, bir bulutlar denizinin göz kamaştırıcı parıltısı üstünde dolaşıp

duruyor, ama aşağısı sonsuzluk. Tek başına yaşadığı yıldız kümeleri arasında yitip

gitmiş. Henüz dünyayı ellerinde tutuyor ve göğsüne bastırıp sallıyor. Dümeni sıkan

ellerinde insani zenginliğin ağırlığını taşıyor ve geri vermek zorunda olduğu bu

gereksiz hazineyi bir yıldızdan diğerine gezdiriyor…

Riviere bir alıcının hâlâ onu dinlediğini düşünüyor. Yalnızca bir müzik dalgası, bir

küçük radyo dalgası bağlıyor Fabien’i şimdi dünyaya. Ne bir yakınma, ne bir çığlık.

Yalnızca, umutsuzluğun şimdiye kadar çıkarmış olduğu en katıksız ses…1

Antoine de Saint Exupéry, Gece Uçuşu romanından.

. Cem Madra . Dinleyici Destek Projesi Özel Yayını 2004 .


  1. Gece Uçuşu’ndan bu bölüm 1995 sonbaharında Açık Radyo’nun test yayınında okunmuştu.↩︎
Paylaş:

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Gececi

Okan Bayülgen
Dünyanın bir ucunda bir yerde, son karımla balayındaydık. Yani çok da gitmek istememiştim açıkçası ama böyle şeyler tekrarlandığı için tabii…
Devamını Oku

İlgili İçerikler

Suç Ortaklığı

Günün Sözü
  “Tepki göstermezseniz işlenen suça ortak olursunuz.” Pelin Batu Antalya Sorgun’da 200.000 ağaç kesilerek orman alanına golf sahası yapılmasına 200.000…
Devamını Oku

Natür-Mort

Açık Radyo
Evet, söylemeye dilimiz varmıyor. Biyosferin bize gittikçe yüksek sesle fısıldadığı mesaja kulak tıkamayı tercih ediyoruz. Gördüğümüz zaman da başımızı çevirmeyi,…
Devamını Oku

Solist

Ömer Madra
1933’te çıktım, Belvü Bahçesi vardı, şimdiki Radyoevi’nin olduğu yerde, oraya 10 liraya götürülmüştüm, elbiseyi yapmışlardı bana, tabii o zaman çocuktum.…
Devamını Oku