01.05.2001
Ömer Madra

Vietnam

Vietnam Savaşı 30 Nisan 1975’te ‘resmen’ sona ermişti. Filmler dışında artık kimsecikler pek hatırlamasa da, yakın geçmişin en büyük savaşıydı bu: Kan, ölüm, dehşet ve vahşet…

Savaş, ABD’nin Kuzey Vietnam’ı bombalamasıyla 1964’te başlamıştı. Ardından, 11 yıllık muazzam bir insan ve doğa yıkımı geldi. Saygon’da son helikopterin Amerikan Büyükelçiliği çatısından havalanması, 390 ve 843 no’lu Kuzey Vietnam tanklarının da birkaç blok ötede, o zamanlar ‘Bağımsızlık Sarayı’ diye adlandırılan başkanlık binasının demir kapılarını yıkıp saat 11:30’da binaya ulusal bayrağın çekilmesi ile ‘bitti’.

Amerikalıların ‘Vietnam Savaşı’, Vietnamlıların da ‘Amerikan Savaşı’ diye adlandırdıkları bu tuhaf insanlık olayını kim kazandı, kim kaybetti peki? Tarihçiler başta, tüm insanlık, bunun, Amerika Birleşik Devletleri’nin 200 yıllık kısa tarihinde kaybettiği ilk ve tek savaş olduğunda birleşiyor. Yani, Vietnam kazanmış, ABD kaybetmiş… Buraya kadar bir sorun yok da, kayıpların sayımına geçildiğinde, iş biraz karışıyor: Amerikan askerlerinin ölü sayısı, toplam 58.000. Vietnamlı askerlerle sivillerden ölenlerin sayısının ise, hiçbir zaman tam bilinemeyecek olmasına rağmen 3 ila 4 milyon olduğu tahmin ediliyor! Tümüyle Vietnam topraklarında geçmeyen, ayrıca Kamboçya ve Laos’a da bombalarla ‘sıçratılan’ bu savaşta başka bazı gerçekleri de göz önüne almakta yarar olabilir…

Agent Orange

ABD ordusunun, yoğun orman dokusunu seyrelterek düşmanı daha iyi görüp öldürmek amacıyla püskürttüğü yaprak dökücü kimyasal zehir ‘Agent Orange’ var mesela. Ormanlara boca edilen milyonlarca varil Agent Orange, içindeki öldürücü dioksin zehiri ile bu ülkenin doğal dokusunu mahvetmenin yanı sıra, kuşaklar boyu Vietnamlıların kanserden ölmesine, çocuklarının ve torunlarının deforme doğmasına yol açtı. 1 milyon Vietnamlının bu zehrin etkisi altında kaldığı tahmin ediliyor. Öte yandan, Amerikan ordusunun bu savaşta önemli rol oynamış Amirallerinden Elmo Zumwalt, torununun sakat doğmasını da, oğlunun kanserden genç yaşta ölmesini de, oğlunun orada savaşırken bu zehrin etkilerine maruz kalmış olmasına bağlıyor.

Ayrıca, savaşta kullanılan havan mermileri, her yere serpiştirilmiş antipersonel mayınlar ve toprağa gömülü 200 kiloluk bombalar her durumda ortaya çıkıyor ve sayısız patlayıcılar hem yepyeni can kayıplarına, hem de tarım alanlarının kullanılmaz hâle gelmesine neden oluyor…

Kan, ölüm, dehşet ve vahşetten çeyrek yüzyıl sonra Vietnamlılar zaferlerini, yaşayan komutanlarının katıldığı görkemli törenlerle kutlar, ABD’nin o zamanlar savaştan kaçıp askerlikten ‘kaytarmakla’ suçlanan şimdiki yöneticileri de bu ‘düşündürücü’ yıldönümünü tek kelime etmeden mutlak bir sessizlikle geçiştirirlerken, soruyu bir daha sormak lazım belki: Bu savaşı kim kazandı, kim kaybetti?1

Da Nang-Vietnam, 8 Mart 1965.↩︎

 

Ömer Madra 


  1. Bu yazı 1 Mayıs 2000 tarihli Yeni Binyıl gazetesinde yayınlanmıştır.
Paylaş:

Önceki Yazı

Vicdani Ret

Ayşe Gül Altınay
  Zorunlu askerlik tarihi kadar eski olan ‘vicdani ret’ kavramının dilimize girmesi Sokak dergisi ve Güneş gazetesi aracılığıyla oldu. Vedat…
Devamını Oku

İlgili İçerikler

Zeitgeist (Zamanın Ruhu)

Arat Dink
“Umut da endişe gibi, besleyemediğimiz (artık hissedemediğimiz) duygular arasında.” Arat Dink “Umut da Beslemiyorum, Endişe de…” Agos, No:666, 10 Kasım…
Devamını Oku

Altmışsekiz Ruhu

Açık Radyo
“Bu dünyada ayrımcılık da var, kölecilik de, insanların boğazlanması ve açlıktan ölmesi de… Cevap, gençliğe güvenmekte yatıyor –belli bir döneme…
Devamını Oku

Altı Eylül 1955

Mihail Vassiliadis
Ben o dönemde liseye geçmiş bir talebeydim. Ortaokulu bitirmiştim, liseye yeni geçecektim fakat yazları çalışıyordum, yaz tatilinde devamlı çalışırdım. Rızapaşa…
Devamını Oku

Cindy Sheehan

Ömer Madra
New York Times gazetesinin kültür ve sanat bölümü yazarlarından Frank Rich 14 Ağustos 2005 tarihli gazetenin ‘fikir ve yorum’ sütununa…
Devamını Oku