21 Aralık 2004
Ömer Madra

Mutlu Noeller

 

Demek Noel gelmiş

Sen ne yaptın peki

Bak bir yıl daha geçmiş

Bir yenisi ona eklenivermiş

Demek Noel gelmiş

Umarım eğlenirsin

Yanında yakınların ve sevdiklerinle

Evdeki yaşlılar ve çocuklarla

Hep birlikte

Neşeli, coşkulu Noeller

Ve de mutlu Yeni Yıllar

Umalım her şey iyi olsun

Hiçbir korkuya yer kalmasın

John Lennon

Happy Xmas (The War is Over)

Mutlu Noeller (Savaş Bitti)

Sayın Başkanlar, Başbakanlar, Bakanlar, Parlemanterler, Şirket Başkanları, Yönetim Kurulu Başkanları, Murahhas Âzalar ve diğer Başkanlar…

Bu Noel gecesinde ailecek sofraya otururken, evdeki yaşlılar ve çocuklar, o her zamanki babacan ve güvenilir gülümsemenizde bir farklılık seziyor olabilirler. Her zamanki gülümsemeniz değil dudağınızın kenarındaki. O her zaman var olan sorunların hep farkında olduğunuzu, ama her zaman hepsinin üstesinden geldiğinizi gösteren o bildik gülümseme değil sanki.

Havada bir tuhaflık var. İnsanlık tarihinde ender raslanan bir ‘durum’un içindeyiz sanki ve sanki siz bunun farkındasınız. O tuhaf gülümsemeniz bu yüzden olabilir mi?

Siz sorunları çözmek için vardınız hep. Yönetmek için vardınız. Varlık sebebiniz buydu. Oysa, bu Noel’e farklı bir durumda giriyorsunuz ve böyle durumlar ‘yönetilemiyor’. Ve siz yönetenler, bunu herkesten iyi biliyorsunuz.

“Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç” durumları bunlar yani. Ve havada bu korkunun kokusu var. Bir zamanlar ABD Başkanı Roosevelt, o korkunç ekonomik bunalım sırasında “Korkudan başka korkacak şeyimiz yok” demişti ya, işte o cinsten: Bilumum siyasilerin ve yöneticilerin sorun çözmekten vazgeçmek zorunda kaldığı, dehşetten felce uğramış, çarpılmış bir gülümsemeyle bakakaldığı o korkunun kokusu.

Şimdi siz, çoluk çocuk ailece o mis gibi kızarmış baba hindiye geçmeden önce, ‘konvansiyonel olmayan’ silahlarla derileri eritilmiş Felluceli insanlar aklınıza gelmiyor olabilir…

Süslü püslü, ışıltılı pırıltılı çam ağacının dallarına asılı rengârenk çorapların içindeki Noel armağanlarını sevgili çocuklara dağıtma törenine başlamadan önce, uzak bir hastanede çorapsız ayaklı cılız bacaklarından biri kökünden kopmuş hâlde, elinde plastik oyuncak kamyonuyla yatan 2 yaşındaki Iraklı çocuğu düşünmüyor olabilirsiniz…

Yemekten sonra, sıra ‘hazım için’ likörlü-konyaklı çikolatalara geldiğinde, çok uzak bir Afrika ülkesinde, sebebi bilinmeyen o tuhaf ‘baş sallama’ hastalığına tutuldukları için, öğütülmüş köklerden oluşan günlük yemeklerini yiyemeyen, ama kendilerine farklı herhangi bir yiyecek, mesela çikolata verildiğinde baş sallamaları âniden sona eren küçük kara çocukların gölgesini hemen kafanızdan siliyor olabilirsiniz.

İzel Rozental’in çizgisiyle Noel ağacı.

İlahiler söylenmiş, yemekler yenmiş, hediyeler behiyeler sahibini bulmuş, gülünmüş söylenmiş ve artık uyku bedene çökmüşken, yatağa taşıdığınız mutlu –ve haklı olarak azıcık şımarmış– küçüklere son bir kez sarılırken; uzak bir sokakta, kafası kopmuş bir büyüğüne sarılmış yatan Iraklı çocuk cesedini ya da Nablus’ta kollarını birbirlerinin omuzuna atmış güle oynaya çarşıya giden iki Filistinli çocuğun bir İsrail askerince aynı anda tek bir kurşunla öldürülmesi hadisesini zihninize geldiği anda kovuyor olabilirsiniz…

Noel gecesi çocuklarınızı yatırıp onları sarı derili göçmen dadılarına emanet ettikten sonra şık şıkırdım gittiğiniz dev kulüpte eşiniz dostunuzla dansederken, ABD’nin en saygın üniversitelerden birinin hazırlayıp Britanya’nın en saygın tıp dergilerinde birinde yayımlanan raporunda Irak’ta istilâ ve işgal sonunda, en çok ölü veren Felluce hariç, 100 bin sivilin katledildiğini hatırladığınız anda unutuyor ve bu rakamları yalanlayan resmî yalanları hatırlamayı tercih ediyor, çünkü siz de Pentagon gibi ‘ceset saymıyor’ olabilirsiniz…

Pistte rakseden neşeli Noel Babalar’ı görünce, Noel Baba’nın kızağını çeken kırmızı burunlu ren geyiklerinin küresel ısınma yüzünden yakında tükeneceğini belirten bilimsel raporu unutup bunu yalanlayan resmi politik yalanları aklınıza getirmeyi yeğliyor, çünkü siz de ABD devlet ve şirket yöneticileri gibi kötü şeyleri düşünmek istemiyor, yadsıyor olabilirsiniz…

Peki hepsini anladık da, Noel gecesi bu çarpık tebessüm neden o zaman? Hadi ama, silelim onu yüzümüzden hemen ve ilahî Lennon’a eşlik edip, Harlem Çocuk Korosu ile hep birlikte söyleyelim:

Neşeli, coşkulu Noeller

Ve de mutlu Yeni Yıllar

Umalım ki herşey hep iyi olsun

Hiçbir korkuya yer kalmasın…

Ömer Madra

21 Aralık 2004.

Paylaş:

Önceki Yazı

Musiki Meclisleri

Bülent Aksoy
Osmanlı-Türk musikisinin önemli bir kurumudur. Musiki meclislerinin Osmanlı musiki geleneğinin kurulmasıyla birlikte kurulduğunu söyleyebiliriz. Türk musikisinin çok seçkin bir kurumu…
Devamını Oku

Sonraki Yazı

Münferit Olaylar

Ahmet İnsel, Avi Haligua, Ömer Madra
Kolombiya’da Bogota’da yayınlanan El Tiempo gazetesinde 2006’nın Eylül ayında çıkan bir haber, bomba yüklü araba ile yapılan, hatta bir tanesi…
Devamını Oku

İlgili İçerikler

Susuzluk

Ömer Madra
  Su tatsız, kokusuz ve küçük miktarlarda çıplak gözle bakıldığında renksiz bir maddedir. Bilinen tüm yaşam biçimleri için elzemdir. Sıvı,…
Devamını Oku

Kuş Beyinli

Ali Öz, Sayra Öz
Öncelikle bizi, dünyanın gidişatı hakkında gerçekten dürüstçe bilgilendirdiginiz için tüm Açık Radyo programcılarına teşekkür ederiz. Radyomuz sabah saat 08:00’de açılıyor,…
Devamını Oku

Platinyum Baskı

Dick Arentz ile söyleşiden
sürecinin çıkışı 19. yüzyılın ortalarına, fotoğrafın icadının yaşandığı 1839 yılının hemen ertesine rastlıyor. 1872’de, ilk defa Platinyum baskı için gereken…
Devamını Oku

Keyifli

Güçlü Gözaydın
Son yıllarda biz sözcük var ki, sıkışık belediye otobüsünde bir kalça sağa, bir bacak sola kendine yer açan İstanbullu vatandaş…
Devamını Oku