2 Mayıs 2006
Akıncan Eldes, Nebil Bayçın

Mıncırık

 

Akıncan: Merhabalar. Bu hafta sizlere Astrid Lindgren’in yazdığı Pippi Uzunçorap Cincin Adasında kitabını tanıtacağım. Bu kitap bir üçlemenin üçüncü kitabı.

Nebil: Hmmmmmfff. (İçini çeker)

Akıncan: Bu haftaki konuğum Nebil. Merhaba Nebil.

Nebil: Merhaba.

Akıncan: Bize kendini tanıtır mısın?

Nebil: Ben Nebil, soyadım Bayçin. Üçe gidiyorum, 3-C sınıfındayım. Okulum Cenap Şahabettin. 1997 doğumluyum, 8 yaşındayım.

Akıncan: Teşekkürler. Şimdi sana kitap ile ilgili bazı sorular soracağım.

Nebil: Biliyorum.

Akıncan: Tommy ve Anika ile birsürü macera yaşıyor Pippi. Öncelikle mıncırığı nasıl bulduklarını anlatır mısın?

Nebil: Yerde buluyorlar. Sonra Pippi, Anika ve Tommy’ye birşey buldum diyor. “Ne buldun?” diyor onlar. Bir mıncırık buldum diyor. Hiçbir sözlükte, hiçbir yerde yazmıyo. Anlamını ben de bilmiyorum diyor. Soona Anika diyo ki, köye gidelim oğda buluruz mıncırık denilen şeyi diyo. Köye gidiyolar. Köyde ilk önce bi marangozcuya gidiyolar. Orda Mıncırık var mı diyo. Marangozcu ilk önce düşünüyo, soora… ne denir?

Akıncan: Tırmık.

Nebil: Tırmık. Tırmığı getiriyo, o diyo ki, profesörlerin bulduğu tırmık diyo. Küçük bi çocuğu kandırmağa hakkın yok diyo. Sonraa.. gidiyo. Hastaneye gidiyo, diyo ki hemşireye… Kapıyı çalıyo, bi hemşire açıyo. Doktorla konuşmalıyım, çok önemli bi ölüm ve kalım arasında bişey var diyo Pippi. Doktora gidiyolar. Sonra orda ben mıncırık hastalığına yakalandım diyo. Hapşuruyorum, öksürüyorum, ateşim var diyo. Doktor “mıncırık nasıl bir hastalık?” diyor. Pippi de diyo ki, zaten ben de onu soruyorum ya diyo. Soora doktor bööle mıncırığın, mıncırık diye bi hastalık olsaydı şimdi size sölerdim diyo, soora ordan da gidiyo. Bööle… Bi yağmur bulutundan tırmanıyo, “Meraba bayanlar” diyo, “burda mıncırığı gördünüz mü?” diyo. Bayanlar “ısırır mı?” diyo. Pippi “evet” diyo. “Tırmalar mı?” diyo, Pippi “evet” diyo. Hemen sandalyenin üstüne çıkıyolar birbirine sarılıp. Sonra orda, ahhh, kulağım kaşındı… Sonra orda bööle, ne denir işte, bööle… Sonra böle heryeri arıyo, yatakodasında yatağın içini arıyo, burda mıncırık yok diyo. Sonra gidiyo. Gidiyolar…

Akıncan: Cevapların için teşekkür ederim, sana soracağım sorular bu kadar. Gelecek hafta görüşmek üzere.

Nebil: Akıncan?

Akıncan: Efendim?

Nebil: Sana bir soru sorabilir miyim?

Akıncan: Tamam sor.

Nebil: En iğrendiğin hayvan hangisi?

Akıncan: Yılan. Güle güle..

Nebil: Hangi çeşit?

. Akıncan Eldes . Nebil Bayçın . Pr; Beslenme Çantası . Yt; 2 Mayıs 2006 .

Akıncan Mektup (Büyük Kullanalım Okunabilsin)

RA: Akıncan Eldes, 20 Eylül 2005.

Paylaş:

Önceki Yazı

Meyhane

Vefa Zat ile yapılan söyleşiden
kültürü içki kültürümüzün özünü teşkil ediyor. Hele hele meyhanedeki rakı kültürü, geçmişte yaşantımızın önemli bir parçasıydı. Bugün ise meyhane kültürü…
Devamını Oku

Sonraki Yazı

Michel Foucault

Ferda Keskin
Michel. Kel, gözlüklü, ufak tefek, Fransız filozof, psikolog, tarihçi, siyaset bilimci, edebiyat eleştirmeni, vb. 1926 yılında Poitiers’de doğdu, 1984 yılında…
Devamını Oku

İlgili İçerikler

Syd Barrett

Sona Ertekin
  1964 yılında Cambridge’li dört genç, kurdukları rock grubuna isim arıyordu. Sigma 6, Meggadeaths, The Screaming Abdabs, The Abdabs, The…
Devamını Oku

Onbir Eylül (ABD – 2001)

Çev: Ömer Madra, Noam Chomsky
11 Eylül saldırıları birinci derecede vahşet olaylarıydı. Kurbanların sayısı açısından bakılırsa, bunlara benzer pek çok başka olayın seviyesine ulaşmazlar; Clinton’un…
Devamını Oku

Operada Osmanlı Etkisi

Filiz Ali
Operada Osmanlı Etkisi, 1600 yılının 6 Ekim günü Floransa’da Pitti Sarayı’nda Medici ailesi, Fransa tahtına ikinci gelinini göndermek üzere göz…
Devamını Oku

Studio 54

Nicky Siano ile söyleşiden
  İnsanlar hayatlarında ilk kez böyle bir müzik duyuyorlardı. Hayatlarında ilk kez Studio 54 kadar muhteşem bir kulüp görüyorlardı. Orası…
Devamını Oku